ÇOCUĞA ÖLÜMÜ ANLATMAK

Ölümün çocuklar tarafından algılanması ile bir yetişkin tarafından algılanması birbirinden oldukça farklıdır. Bu sebepledir ki çocuğun çevresinden biri vefat ettiğinde bir çok yetişkin ölümü çocuğa nasıl anlatacakları konusunda zorluk çekmektedirler. Bu konuda özellikle internet ortamında bir çok yazı dolaştığını ve bu yazılardan bir kısmında sakıncalı ifadelerin yer aldığını fark ettim. Önce internet oratamında dolaşan bu yazılarda geçen ifadelerden bazılarının ve toplumda var olan yaygın uygulamaların sakıncalarını her ifadeyi tek tek açıklayarak göstermeye çalışacağım. Daha sonra doğru bir yaklaşımla çocuk üstünde oluşacak olumsuz etkileri minimize edeceğimize bakacağız.

Yanlışlar

1. ……..  uyudu ve sonsuz bir uykuya daldı.

Bu ifade her ne kadar çocuğu rahatlatacakmış gibi görünse de, çocuğun bu ifadeyi duyan çocukların uykudan, uyuduktan sonra bir daha uyanamaktan korkmasına neden olabilmektedir. Çocuklarda uyumak istememe uykuya karşı direnme, uymaktan korma davranışları gözlenebilmektedir.

2. ……… öldü cenetin bir kuşu oldu, orada bizden çok daha iyi yaşayacak, her istediğini elde edebilecek. Zamanı gelidiğinde biz de onun yanına gideceğiz.

Bu ifade henüz somut şeyleri algılayabilen okul öncesi dönem çocuğu için oldukça karmaşıktır. Çocuk ölen kişinin gerçekten kuş olduğunu düşünebilir ya da her istediğini elde edebilmek adına cennete gitmek için ölüp cennete gitmek isteyebilir. Ki bu cümleyi duyan çocukların çocu zaman laf arasında “sen istediğimi yapmazsan bende ölür cennete giderim” dediğini duymuşumdur ve çocuğun bu tepkisini ebebeynler çocuğunlukla bir başka yalnış cümle ile ” kendi isteği ile ölenler cehenneme atılıp yanarlar, cenete gidebilmek için Allah’ın seni yanına alması gerekir” gibi bir ifade ile karşılık bulur. Bu çocuğun kafasının iyice karışmasına, Allah’tan korkmasına, Alla’hı cezalandıran bir varlık olarak algılamasına sebep olabilir.

3. Allah ………’yı yanına aldı. O iyi kullarını yanına alır!

Bu ifade ile karşılaşan çocuk muhtemelen davranış problemeleri sergileyerek, toplumun değimi ile yaramazlık yaparak Allah’ın sevmediği bir çocuk olmaya çalışacaktır. İyi bir çocuk olduğunda Allah’ın onu da yanına alacağından korkacaktır.

4. ölüm bir son değildir yavrum, bak ben bu odadayım, amcan öbür odada. İkimizde varız ama birbirinizi göremiyoruz. İşte ölüm bu odadan diger odaya geçmek gibidir. ….. şimdi öldü ve baska bir odaya geçti biz de ölünce oraya geçeceğiz.

 Üniversitede “çocuk ruh sağlığı” dersinde hocamız çocuğa ölümü nasıl anlatırsınız diye sormuş, bir arkadaşımızda yeğenine ölümü bu şekilde ifade ettiklerini söylemişti. Bütün sınıf ” ne kadar da güzel somutlaştırdı” diye düşünürken;

Hocamız  ‘ Çocuk ya  özleyip bir odadan diğerine geçmeye çalışırsa ne yapacaksın’ diye çıkışmıştı.

Ne kadar da haklıydı, madem arada bir fark yok, ha bu oda ha diğer oda, odadan odaya geçebilir pekala! Ne büyük bir tehlike değil mi?

Ne yapmalı?

Neler söyleyemeyeceğimizi gördük, ne söyleyeceğimize gelelim şimdi. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki çocuğun ölüm algısı, çocuğun yaşına, aile yapısına, geçmiş deneyimlerine göre değişiklik gösterir. Şüphesiz ki 3 yaşındaki bir çocukla 6 yaşındaki çocuğun ölüme bakışı farklı olacaktır. Ya da izlediği filmlerde ölüm sahneleri ile sık sık karşılaşan bir çocukla, ölümü hiç bilmeyen bir çocuğun algısı da farklılık gösterecekktir. Çocuğa ölümü anlatırken bütün bunların göz önünde bulundurulması gerekir..

İlk kural çocuğa karşı doğru, kısa-net fakat doğru cevaplar vermektir. Fazla ayrıntıya girilmesi çocuğun kafasını karıştırabilir.  Çocuğun daha önceden bir hayvan ya da bitki beslemiş ve  bakımını üstlendiğini canlının yaşamsal faaliyetlerini incelemiş olması ölümü kabullenmesini kolaylaştıran etmenlerdendir. Özellikle küçük çocuklara ölümü bir bitkinin ve ya hayvanın yaşamının sonlamasından yola çıkarak açıklayabiliriz. Yer yüzündeki bütün canlıların yaşamlarının bir sonu olduğunu, bu durumun insanlar içinde geçerli olduğunu anlatabiliriz. Örneğin, ” bir gün bütün canlıların yaşamı sona erer, bu durum insanlar için de geçelidir. Dedenin yaşamı da artık sona erdi ve bundan sonra bizimle olmayacak. Biz bundan sonra onun resimlerine bakıp onun hakkında sohbet edeceğiz, onu hatırlamaya ve sevmeye devam edeceğiz “ diyebiliriz.

Ancak tekrar belirtmek gerekir ki; çocuğa ölümü anlatırken çocuğun ölüm algısının ne düzeyde olduğunu çok iyi belirlemek gerekir. Bu konuda çocuğunuzun öğretmeni ile işbirliği yapıp, destek alabilirsiniz. Çünkü bir okulöncesi eğitim öğretmeni çocukla birlikte olduğu süre içinde çocuğun oyunlarından konuşmalarına, resimlerinden, konutuklarına kadar bir çok noktayı gözlemleme ve çocuğu tahlil etme fırsatı bulur.

Ölüm çocuğa ne kadar iyi anlatılorsa anlatırsın çocuk üzerinde etkisi olması doğaldır. Çocuğun da sevdiği birinin kaybı karşısında ağlaması ve üzülmesi normaldir. Bazı çocuklar da bu durumu gayet doğal olarak karşılayabilir. Genelde 2,5 yaşından küçük çocuklar üzerinde çok büyük etkiler gözlenmez. Ancak küçük çocuklar da özellikle ölen aynı evde yaşadığı biri ise onun yokluğunu fark edip, çeşitli sorular sorabilir. Çocuk ölen kişinin nerede olduğunu sorduğunda geri geleceğini düşündürecek şeyler söylenmemelidir. ” o artık bizimle olmayacak ama ben senin yanındayım” denilebilir. Çocuk sık sık ne zaman gelecek diye sorabilir. Çocuğa her defasında aynı yanıt verilmeli ve bundan sonra gelmeyeceği söylenmelidir. Çocuğun sorduğu sorulara her defasında ve sorduğu herkesten aynı yanıtı alması çok önemlidir.

Çocuk sizin ne zaman ölüp onu bırakacağınızı sorabilir. Bu durumda daha uzun yıllar yaşayıp onun yanında olmak istediğinizi, bu yüzden endişelenmemesi gerektiğini söyleyebilirsiniz. Yine sen ölürsen bana kim bakar? gibi ifadeleri duyabilirsiniz. Çocuklar güvende olmayı isterler ve yalnız kalmaktan korkarlar bu sebeple bu tür soruları sık sık sorabilirler. Ona tekrar tekrar “ben daha uzun yıllar senin yanında olup seninle ilgilenmeyi planlıyorum, eminim ki (ben, baban, ablan vs.) gibi senin yanında olmak için uzun süre yaşamayı isteyen bir çok insan var. Bu yüzden endişelenmemelisin.” gibi ifadelerle kendini güvende hissetmesi sağlanmalı her sorduğunda usanmadan aynı yanıtlar verilmelidir.

Cenaze Töreni ve Sonrası

Çocuğunuzu cenaze törenine götürüp götürmemek kişisel tercihinizdir. Çocuk 3 yaşından küçük ise tören süresince güvenilir bir yerde olması uygun olabilir. Ancak asla uzun süre sizden uzak kalmamalıdır. Daha büyük çocuklar için -yine çocuğun bireysel özelliklerini de göz önüne alarak- çocuğun cenaze töreninde bulunması ölümü kabullenmesini kolaylaştırabilir. Ancak yakınlarınızın cenazede aşırı tepkiler vermesi, ağıtla, kendini yere atmalar ve sinir krizleri gibi olaylara şahit olması çocukların psikolojisini olumsuz etkileyecektir. Eğer çocuğu bu durumlardan uzak tatamayacağınızı düşünüyorsanız bir iki saatliğine güvendiğiniz birine bırakabilirsiniz. Vefat eden kişi çok yakın biri ise törenden sonra cenaze evine gelerek çocuğunda kendi yasını yaşamasına olanak sağlanabilir. Küçük çocuklar neden ağladığınızı sorabilir. Ona açıkca ölen kişiyi tekrar göreneyeceiğiniz için üzüldüğünüzü söylebilirsiniz. Bir yakınızın kaybından sonra acınızı yaşamak sizin de en doğal hakkınızdır, bu yüzden çocuğa karşı sanki hiçbirşey yokmuş gibi numara yaparak kendi psikolojinizi de tehlikeye atmayın ancak çocuğun yanında da kendiniz kaybetmeyin.

Çocuğa cenazenin yıkanma, gömülme aşamalarını izlettirmeyin. Ölünün yüzüne bakması için zorlamayın. Ölünün solgun yüzünü görmek bir çok yetişkini bile olumsuz etkileyen bir durumdur. Çocuğun çok büyük korkular yaşamasına sebep olabilir. Daha sonra çocukla birlikte mezarlık ziyaretleri yapabilirsiniz.

Cenazeden bir kaç gün sonra yavaş yavaş normal hayat dönmek önemlidir. Çocuğu yaşanılan yerden ve çevresinden uzaklaştırmak, yaşadığınız evi hemen terk etmek ve ya çocuğun okulunu değiştirmek; çocuğun daha büyük travnmalar yaşamasına neden olacaktır.

Ölümden sonra çocuğun oyunlarını, davranışlarını ve resimlerini dikkatlice gözleyin. Çocuğun öğretmenini mmutlaka olanlardan haberdar edin.  Bu sayede çocuk üzerindeki etkileri gözlemleyebilir ve bir uzmana gerek olup olmadığına karar verebilirsiniz.

Ölüm hadisesi sonrasında çocukta;

  • Alt ıslatma, gece korkuları ve kabuslar, uyumama, yemek yememe, park emme- tırnak yeme gibi sorunlar baş göstermişse
  • Çocuk ölüme şahit olmuşsa ve ya  ölüyü görmüşse
  • ölüm intihar ve cinayet gibi bir sebeple gerçekleşmişse
  • Aşırı davranışlar sergilemeye başladıysa
  • Okul yaşantısında büyük değişiklikler gözleniyorsa
  • Ölüm yüzünden kendini suçlu hissediyorsa
  • şiddet davranışları göstermeye başladıysa; hiç vakit kaybetmeden bir uzmandan yardım alın.

Özetlersek;

  • Çocuğa ölüm haberini vermeden önce ölümü nasıl algıladığına emin olun gerekirse çoocuğun öğretmeninden veya bir pedagogtan yardım alın. Çok az zamanınız varsa bu desteği telefonla alabilirsiniz. Ulaşabildiğiniz takdirde kimse sizi geri çevirmeyecektir.
  • Ölümü, büyükle, uyumakla, yaşlanmakla, seyahete çıkmakla ve ya Allah’ın sevgili kulu olmakla asla özdeşleştirmeyin.
  • Çocuğun sorularına her defasında aynı yanıtı verin. Çevrenizdekileri de bu konuda uyarın. Kendini güvende hissetmesini sağlayın.
  • Bu günlerde çocuğunuzu asla uzun süre kendinizden uzaklaştırmayın, başka bir şehre yollamayın, çocuğun yanında ağlamaktan korkmayın ancak kendinizi de kaybetmeyin
  • Çocuğunda ağlamasına izin verin. Bazı çocuklar hiçbirsey olmamış gibi oynamaya devam edebilir. Çocukların tepkilerinin yetişkinlerden farklı olabileceğini unutmayın. Üzülmediği için onu suçlamayın.
  • Ölünün yüzünü ve gömülme anını çocuğa izlettirmeyin
  • Çocuğunuzun öğretmeni ile işbirliği içinde olun, onun oyunlarını, resimlerini davranışlarını dikkatlice gözlemleyin.
  • Bir uzmandan yardım almaktan çekinmeyin.
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.
Leave a Reply

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>