Yani! Dedem Öldü…

Üniversiteye yeni başladığım yıllarda dedemi kaybettiğimizde teyzemin çocuklarının biri 4 diğeri 5 yaşındaydı. Cenaze günü evdeki büyük farklılığı fark etmiş ve sürekli soruyorlardı. İşin kötüsü ben o zamanlarda bunun çocuklara çok dikkatli anlatılması gerektiğini biliyor ama ne söyleyeceğimi bilmiyordum. Onlara ” bütün sorularına cevap vereceğimi üst kata çıkıp beni beklemelerini, küçük bir telefon görüşmesi yapmam gerektiğini, bir kaç dk içinde yanlarına geleceğimi söyledim.
Hemen dışarı çıkıp lisedeki rehber öğretmenimi aradım ve ne yapmam gerektiğini sordum. Zehra hoca; Çocuğa Ölümü Anlatmak başlıklı yazımdakine benzer noktalara dikkat çekmişti. Televizyonda çocukların ölümle ilgili şeylere şahit olup olmadıklarını, hiç ölmüş bir canlı görüp görmediklerini sordu. Tabi ki daha önce baska canlıların ölümü görmüşlerdi. O zaman endişelenmene gerek yok açıkca söylebilirsin, onun fotoğraflarına bakıp onun hakkında sohbet edeceğinizi ve onu sevmeye devam edeceğinizi söylebilirsin dedi.

“Uykuya daldı”, “seyehate çıktı” gibi ifadelerin işe yaramayacağını o gün zaten anlamıştım çünkü, etrafımızdaki bir çok insan çocuklara bunları söylemiş ancak onlar bir türlü ikna olmamışlardı. Hemen yukarı çıktım Beyza elimden tutup “gel bakalım seninle konşacağız” diyerek beni odaya çekti. sonra bana “ben dedemi gördüm dedi.” Evet dedemi öylece yerde yatarken görmüş ve aslında herseyi zaten anlamıştı. “öyle peki ne düşünüyorsun dedim” “sen söyle”  “dedem artık yemek yemeyecek ve nefes de alamıyor…” derken “yani?” dedi sözümü keserek. Benimle konuşurken  beklemediğim kadar saakindiler ikisi de. “Yani, yani artık yaşamıyor”dedim. “yani?” dedi tekrar. Duymak istediği ifadenin ne olduğunu anlamıştım. Başka hiçbir kelime onu tatmin etmeyecekti, “Yani öldü” dedim. Zeytin karası gözlerinden bir kaç damla yaş süzülürken “yani dedem öldü” dedi, “onu hep seveceğiz.” Çok değil, bir 30 saniye kadar ağladı, bana sımsıkı sarıldı, sonra kardeşinin elinden tutup bahçeye koştu oynamak için.
Cenazeden sonra uzak köylerden birinden eşeğiyle bize gelen bir amcanın yanına gidip sakallarını okşadılar. “Dedeciğim sen dedemin arkadaşı mıydın?” dedi Emre. “He ya” diye cevapladı adam. “Dedeciğim dışarıdaki eşeğine binmemize izin verir misin?” diye sordu Beyza izni koparır koparmaz da, atladılar eşeğin sırtına.
Hiç korktuğunu, içe kapandığını, uyku problemi yaşadığını görmedim. Hala bazen resimlere bakıyoruz birlikte, benim gözlerim doluyor, o gayet neşeli “bak abla Muzaffer dedem” diyor. Gülümsüyorum ben de ve “keşke senin kadar kolay baş edebilsem bu gerçekle küçüğüm” diye geçiriyorum içimden…

Category: Kategorilenmemiş
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.
2 Responses
  1. semanur kaba diyor ki:

    dedem öldü ve cok üzülüyorum derselserim bile düşdü çok iyi birisidim ama şimdi çok sinirli biriyim arkadaşlarımı bile çok kötü davranıyorum
    ve arkadaşlarıma kızıyorum

  2. Gülbahar ALTUN diyor ki:

    Öncelikle Allah rahmet eylesin… İnsanın bir yakınını kaybetmesi üstesinden gelinmesi bir zor birim. Ancak bu olayın senin ruh halini nasıl etkilediğini fark edebiliyor olman bununla başa çıkabileceğinin de göstergesi. Bundan sonra hersey senin için güzel olsun…

Leave a Reply

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>